Östrojen hormonu hipotalamusta negatif feed-back

Kadınlarda yumurtlama (ovulasyon) belirtileri nelerdir? Yumurtlama günün yaklaştığını nasıl anlarım? Yumurtlamanın gerçekleştiğini nasıl anlarız? Yumurtlamanın olduğu veya olmadığı nasıl anlaşılır? Yumurtlama nasıl belli olur? gibi sorular özellikle gebelik (hamilelik) planlayan çiftler tarafından en çok sorulan, en çok merak edilen sorulardır.

Yumurtlama yani ovulasyon tarihi hesaplama, ne zaman, hangi günler yumurtlama olur gibi konularda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilrisiniz. Bu yazıda yumurtlamanın belirtileri, işaretleri, yumurtlama döneminde hissedilen şikayet ve belirtiler anlatılacaktır.

Yumurtlama (ovulasyon) öncesi ve sonrası belirtiler:
– Vajinal (servikal) akıntıda artış olması, akıntının sıvılaşması. Kadınlar bunu “ıslaklığım arttı” şeklinde ifade ederler genellikle. Bu belirti ovulasyon olmadan birkaç gün önce başlar.
– Vücut ısısında artış. Hastalar bu hafif artışı genellikle hissetmezler ama derece ile ölçümde rahatlıkla farkedilir. Genellikle yarım derece civarında bir artış olur.
– Kasık ağrısı: Tek taraflı (sadece sağda veya solda) kasık ağrısı genellikle yumurtlamanın olduğu gün hissedilir. Ağrı bazen iki taraflı da olabilir. Ağrının sebebi yumurtlama sırasında folikül içerisinde bulunan sıvının pelvise (rahim etrafına) sızmasıdır. Bu sıvı birkaç günde kaybolur kendiliğinden. Ağrı genellikle bir günde biter. Bazen büyüyen yumurtaya bağlı ağrı yumurtlama olmadan 4-5 gün önce başlar, yumurtlamanın olduğu gün artar ve sonra birden kaybolur. (Mittelschmerz, orta ağrısı)
– Göğüslerde (memelerde) hassasiyet, dolgunluk, gerginlik
– Karında şişkinlik hissi
– Karında sancı ve kramplar
– Cinsel istekte artma: Genellikle ovulasyon olmadan birkaç gün önce başlar.
– Bazı kadınlarda koku, tat ve ışık gibi uyaranlara karşı aşırı hassasiyet, rahatsız olma mehydana gelir.

Rahim ağzına yerleştirilen aletin içerisinden rahim içerisine

Klomifen sitrat (clomiphene citrate) trifeniletilen türevi bir etken maddedir. 1960’lı yıllardan bu yana kullanılan bir ilaçtır. Tüm dünyada infertilite (kısırlık) tedavisinde çoğunlukla ilk basamak tedavi olarak tercih edilen ve en yaygın kullanılan ilaçtır. Ülkemizde de klomen, serophene, gonaphene gibi ticari isimlerle piyasada bulunmaktadır. Bu ilaç ve etken madde hakkında bilgi vermeden önce şunu belirtmek gerekirki her ilaç gibi bunlarda “asla” doktor kontrolü altında olmadan kullanılmaması gereken ilaçlardır. Kontrolsüz ve bilgisizce kullanılmaları yumurtalıklarda fazla sayıda kist oluşumu, ohss (ovaryan hiperstimülasyon sendromu) gibi çok riskli durumlara neden olabilir. Doktor gözetiminde ve ultrasonografi takibi altında kullanıldıklarında bu tür yan etki oluşturma riski çok düşük olan ilaçlardır. KS iki farklı stereoizomerin rasemik karısımıdır: Enklomifen ve zuklomifen.
Klomifen özellikle polikistik over sendromu (PCOS, PKO) ve diğer ovulasyon bozukluğu olan kısırlık durumlarında, açıklanamayan infetilitede kullanılır.

Klomifen sitrat hangi mekanizmayla infertilite tedavisinde fayda sağlar:
İnfertilite yani kısırlık tedavisinde klomifen kullanılmasındaki ana amaç ovulasyonun (yumurtlamanın) sağlanmasıdır. Yumurtlamayı nasıl sağlar? Kadın fizyolojisinde yumurtlamayı sağlayan ana hormon beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH hormonudur. Klomifen sitrat yumurtlama tedavisinde (ovulasyon indüksiyonunda) kullanıldığı dozlarda çoğu dokuda anti- östrojenik yani östrojen hormonu etkisini engelleyici etki gösterir. Klomifen hipotalamustaki östrojen reseptörlerine de bağlanarak burada östrojenin negatif feed-back etki göstermesini engeller. Östrojen hormonu hipotalamusta negatif feed-back etki gösteremeyince doğal olarak hipotalamus-hipofiz hattından salgılanan FSH hormonu artar. FSH hormonu overlerde yani yumurtalıklarda folikül (yumurta) gelişimini uyaran ana hormondur. Bu sayede yumurtlama (ovulasyon) sağlanmış olur. Yani klomifen sitrat ovulasyonu (yumurtlamayı) direkt kendi etkisi ile sağlamaz, dolaylı olarak FSH hormonunu arttırarak sağlar.

6 ay klomifen kullanan kadınların yaklaşık %80’inde yumurtlama sağlanır ve bu kadınların yaklaşık yarısında gebelik elde edilir. Bir ayda (bir siklusta) klomifen ve aşılama uygulanması ile gebelik elde edilme ihtimali yaklaşık %8 civarındadır.

Röntgen odasında genellikle kadın doğum uzmanı

HSG (rahim-tüp filmi) ne zaman çekilir?
Histerosalpingorafi (HSG) genellikle adet kanaması bittikten sonra birkaç gün içerisinde çekilir. Kanama varken çekilmesi bazı açılardan sakıncalı olabilir, adet kanı rahim içerisine verilen ilaçla beraber karın içerisine gidebilir. Adet kanaması bittikten sonraki günlerde çekilmesinin bir nedeni de filmin çekildiği gün hastanın hamile olmadığından emin olmaktır. Adet kanaması bittikten sonra 10-15 gün gibi uzun süre geçerse döllenme ve hamilelik oluşabilir ve farkında olmadan HSG çekerken bu hamileliğe zarar verilebilir. Bu nedenle adet kanaması bittikten sonra en fazla 3-5 gün içerisinde rahim filmi çekilir.

Rahim filmi (HSG) çekilmeden önce yapılması gerekenler:
– Hastanın film çekileceği gün aç karnına gelmesi gerekmez.
– Normalde anestezi uygulanmaz ancak nadiren bazı nedenlerle genel anestezi uygulanacağı kararlaştırılmışsa hastanın işlem öncesi en az 6 saat hiçbir yiyecek içecek almadan aç-susuz gelmesi gerekir.
– Rahim filmi çekimi öncesi hazırlık amacıyla bir ilaç kullanılması gerekmez. Ancak hasta doktorunun tavsiyesi ile işlemden yarım saat önce bir ağrı kesici alırsa, işlem sırasında daha rahat edebilir.

HSG (ilaçlı rahim filmi) nasıl çekilir?
– Rahim filmi röntgen odasında çekilir. Normal karın veya göğüs röntgenlerinin çekildiği odada hasta röntgen masasının üzerine sırt üstü yatar.
– Hasta röntgen masasına sırt üstü yattıktan sonra bacaklarını hafif açar. Jinekolojik muayene pozisyonuna benzer bu ancak burada bacakları koyacak kısımlar yoktur, hasta düz röntgen masası üzerine koyar ayaklarını.
– Röntgen odasında genellikle kadın doğum uzmanı, röntgen teknisyesi (veya radyoloji uzmanı) bulunur.
– Film çekimi için normalde genel veya lokal anestezi uygulanmaz çünkü fazla ağrı, rahatsızlık vermeyen bir işlemdir. Ancak normal vajinal muayene bile olamayacak kadar korkan ve çekinen hastalara nadiren anestezi verilir.
– Kadın doğum uzmanı tarafından hastaya aynı jinekolojik muayenede olduğu gibi muayene aleti (spekulum) takılır.
– Spekulum takıldıktan sonra hastanın rahim ağzı (serviks) antiseptik solüsyon ile temizlenir.
– Daha sonra rahim ağzına ince uzun bir tüp şeklinde kanül denilen alet yerleştirilir.
– Rahim ağzına yerleştirilen aletin içerisinden rahim içerisine doğru radyoopak sıvı (film çekimi için gereken ilaç) verilir. Bu sıvının özelliği metal gibi röntgen ışınlarını geçirmemesi ve röntgen filminde parlak şekilde görülebilmesidir. Benzer sıvılar böbrek filmleri, barsak filmleri gibi röntgen çekimi işlemlerinde de kullanılır.
– Verilen sıvı rahim içerisine ve oradan tüplere ve tüpler açıksa karın içerisine kadar ilerler. Bu esnada hasta çok hafif ağrı hissedebilir. Rahim içerisine ilaç verilirken birkaç defa karın bölgesine röntgen filmi çekimi yapılır.
– Bu röntgen çekimleri esnasında bazı merkezlerde skopi denilen alet sayesinde televizyon ekranında izler şekilde ilacın rahim ve tüp içerisinde ilerlediği görülebilir. Ancak bu şart değildir.
– Film çekimleri bittikten sonra rahim ağzına yerleştirilen alet alınır ve spekulum (muayene aleti) çıkartılır.
– Kısa bir süre sonra hasta kalkmadan bir karın filmi daha çekilir. Daha sonra hasta masadan kalkabilir.
– Rahim filmi çekimi toplamda ortalama 5-10 dakika süren bir işlemdir.

Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma

HSG (rahim-tüp filmi) ne zaman çekilir?
Histerosalpingorafi (HSG) genellikle adet kanaması bittikten sonra birkaç gün içerisinde çekilir. Kanama varken çekilmesi bazı açılardan sakıncalı olabilir, adet kanı rahim içerisine verilen ilaçla beraber karın içerisine gidebilir. Adet kanaması bittikten sonraki günlerde çekilmesinin bir nedeni de filmin çekildiği gün hastanın hamile olmadığından emin olmaktır. Adet kanaması bittikten sonra 10-15 gün gibi uzun süre geçerse döllenme ve hamilelik oluşabilir ve farkında olmadan HSG çekerken bu hamileliğe zarar verilebilir. Bu nedenle adet kanaması bittikten sonra en fazla 3-5 gün içerisinde rahim filmi çekilir.

Rahim filmi (HSG) çekilmeden önce yapılması gerekenler:
– Hastanın film çekileceği gün aç karnına gelmesi gerekmez.
– Normalde anestezi uygulanmaz ancak nadiren bazı nedenlerle genel anestezi uygulanacağı kararlaştırılmışsa hastanın işlem öncesi en az 6 saat hiçbir yiyecek içecek almadan aç-susuz gelmesi gerekir.
– Rahim filmi çekimi öncesi hazırlık amacıyla bir ilaç kullanılması gerekmez. Ancak hasta doktorunun tavsiyesi ile işlemden yarım saat önce bir ağrı kesici alırsa, işlem sırasında daha rahat edebilir.

HSG (ilaçlı rahim filmi) nasıl çekilir?
– Rahim filmi röntgen odasında çekilir. Normal karın veya göğüs röntgenlerinin çekildiği odada hasta röntgen masasının üzerine sırt üstü yatar.
– Hasta röntgen masasına sırt üstü yattıktan sonra bacaklarını hafif açar. Jinekolojik muayene pozisyonuna benzer bu ancak burada bacakları koyacak kısımlar yoktur, hasta düz röntgen masası üzerine koyar ayaklarını.
– Röntgen odasında genellikle kadın doğum uzmanı, röntgen teknisyesi (veya radyoloji uzmanı) bulunur.
– Film çekimi için normalde genel veya lokal anestezi uygulanmaz çünkü fazla ağrı, rahatsızlık vermeyen bir işlemdir. Ancak normal vajinal muayene bile olamayacak kadar korkan ve çekinen hastalara nadiren anestezi verilir.
– Kadın doğum uzmanı tarafından hastaya aynı jinekolojik muayenede olduğu gibi muayene aleti (spekulum) takılır.
– Spekulum takıldıktan sonra hastanın rahim ağzı (serviks) antiseptik solüsyon ile temizlenir.
– Daha sonra rahim ağzına ince uzun bir tüp şeklinde kanül denilen alet yerleştirilir.
– Rahim ağzına yerleştirilen aletin içerisinden rahim içerisine doğru radyoopak sıvı (film çekimi için gereken ilaç) verilir. Bu sıvının özelliği metal gibi röntgen ışınlarını geçirmemesi ve röntgen filminde parlak şekilde görülebilmesidir. Benzer sıvılar böbrek filmleri, barsak filmleri gibi röntgen çekimi işlemlerinde de kullanılır.
– Verilen sıvı rahim içerisine ve oradan tüplere ve tüpler açıksa karın içerisine kadar ilerler.

normal cinsel hayatlarını sürdürebilmeleri için

Düzenli adet ne demektir?
Normal düzenli bir adet kanaması nasıl olur? Bir adetin başlangıcından diğer adetin başlangıcına kadar geçen süre (1 siklus) 21-35 gün arasında olmalıdır. Kanama süresi 2-7 gün olması normaldir. Ortalama kan kaybı ise bir adet döneminde 35-40 ml civarındadır. Bu da genellikle günde 3-5 pet eder. Genellikle 80 ml’nin üzerindeki kanamalar fazla olarak değerlendirilir.

Bu normal düzenden daha uzun süren kanamalar, daha seyrek olan kanamalar, daha sık olan kanamalar veya ara kanamalar olması adet düzensizlikleri olarak adlandırılır. Bunun çok çeşitli sebepleri olabilir.

Oligomenore: Normalden daha seyrek adet görmedir.
Polimenore: Normalden daha sık adet görmedir.
Menoraji: Adetlerin düzenli fakat fazla miktarda olması.
Metroraji: Adet aralarının eşit olmaması düzensiz olması.

Gecikmeler: Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet gecikmelerinin en muhtemel nedeni gebeliktir. İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o siklusta ovulasyon (yumurtlama) olmamasıdır. Düzenli adet gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni ise stres veya yaşam değişiklikleri olabilir.
Adet gecikmesinin diğer önemli nedenleri arasında aylık ya da üç aylık korunma iğneleri ya da kola uygulanan hormon çubuklarının içinde bulunan hormonların yan etkileri sayılabilir.
Adet gecikmesi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ara kanamalar: Doğurganlık döneminde sık görülen diğer bir adet düzensizliğidir. En muhtemel neden serviksteki enfeksiyonlardır. Diğer muhtemel nedenler miyomlar ve serviks polipleridir. Spiral kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı, aylık, üçaylık iğneler ve kola uygulanan çubuklar da lekelenme tarzında ara kanamalara neden olabilirler.